Ana Sayfa Yaşam Alanı Aktüalite Gezi Parkı, Sigara ve Biber Gazı Üzerine

Gezi Parkı, Sigara ve Biber Gazı Üzerine

PAYLAŞ

Kahveyle aynı anda bitirdiğim sigara sonunda, mesai yerime dönmek için bekleyeceğim asansöre doğru hamle yaptığımda onu gördüm. Valla ne yalan söyleyeyim hiç değişmemişti. 2 yıl oldu gerçi, evrim geçirecek kadar değişmesine zaten imkan
yok da bildiğin o akşam gördüğüm gibiydi işte. Gerçi çok uzun vakit de geçirememiştik. 8. biber gazı taaruzundan sonra kaybetmiştik birbirimizi.

-Çakmağın var mı?(:
-Aaaa vay be! Tabii.
-Ama bu sefer sana verecek bir baretim yok.(:
-O zaman da karşılıksız vermiştim problem yok.(:


Afgan’ın mesajı Paşa’yı ve beni uyandırmıştı. Kedinin ufak bir bip sesine uyanması belki mantıklı karşılanabilir ama ya benim uyanmam? Bunları düşünerek mesajı okudum: “Kabataş’a gel oradan Taksim’e çıkıyoruz. Fazla gaz maskem var almana
gerek yok. Ezgi’yle Ertuğrul’ da geliyor.”

Mesleğim icabı Taksim’deki direnişten haberim vardı. Bu meslekten olmasam kendi kendime penguenlerin nasıl sevimli yaratıklar olduğunu söyleyerek gülümseyecektim büyük ihtimal. İşten dönüşümün verdiği yorgunlukla her ne kadar
Beylikdüzü’den Taksim’e gitme fikrini saçma bulsam da Afgan’a “Geliyorum Emenike” dedim.

Paşa’yla helalleşip, bir kapri bir tişört bir cüzdan ve bir Nokia 3310 ile metrobüse bindim. Zeytinburnu’ndan aktarma yaparak Kabataş’a ulaştım. Afgan’la buluşup anayasal hak olan protesto etme hakkımızı kullanıp Taksim’e doğru yola koyulduk…


-Valla çok şaşırdım burada karşılaştığımıza. Dünya ne kadar küçükmüş gerçekten!(:
-Ehehe Evet ya şoktayım ben de. Adın Bahar’dı değil mi?
-Unutmamışsın. Seninki de Devrim miydi. Aa yok yok Diren!
-Evet sen de unutmamışsın. Yeni mi başladın buraya?
-2 hafta oldu. Ama ilk defa sigaraya indim. Çakmak istediğim ilk kişinin sen olması ne kadar garip değil mi?
-2 Haziran 2013’te olduğu gibi değil mi? Arkadaşının sigarasını yaktıktan sonra çakmağın bozulmuştu. Sonra benden istemiştin. Muhtemelen orada da ilk benden istedin.
-Aynen öyle olmuştu. Hiç unutmamışsın.
-…


Fındıklı’dan yukarı doğru çıkmaya başladık. Her yerde ağızlarında maske, ellerinde spreyler olan insanlar vardı. Ben henüz emanet maskemi takmadığımdan, öğrenci olduğunu düşündüğüm bir çocuk gülümseyerek “Abi masken yoksa vereyim, bak
çok fena” dedi. Çocuk o kadar samimiydi ki geri çeviremedim ve bende olmasına rağmen aldım uzattığı maskeyi.

Cihangir’e bağlanmaya çok az kalmıştı artık ve kalabalık inanılmaz bir boyuta ulaşmıştı. Sloganlar atılıyor, ağaç kesmenin insan öldürmeye eşdeğer olduğuna dair sözler yüksek sesle söyleniyordu. Ama asıl ilginç olan herkesin gerçekten
mutlu olmasıydı. Ben o yaşıma kadar bu kadar mutlu insanı bir arada görmemiştim.

Alman Hastanesi’nin önündeydik artık. Ve artık ilerlememize izin yoktu. Biz ilerlemeye çalıştıkça ortadan tek sıra halinde mutlu ama ağlayan insanlar bölgeden uzaklaşıyordu. “Ne oldu” sorusuna cevap verecek mecalleri yoktu.

Afgan’la bu geri dönüşün nedenini birazdan çok acı şekilde anlayacaktık. Biber gazı önlerde o kadar yoğundu ki ne maske ne de başke bir şey fayda ediyordu. Tek çare geri gelip dinlenip tekrar ilerlemeye çalışmaktı. Ve garip bir şekilde
her gaz saldırısı sonrası canım inanılmaz sigara çekiyordu.

O sırada Ertuğrul’a da ulaştık. Ezgi bizden çok uzaktaydı ki artık ondan umudu kesmiştik. Artık biber gazıyla nefes almaya da alışmıştık. Her ne kadar 1 metre önüme düşen kapsülden çıkan dumana yabancı gibi davransam da artık alışmıştık.

Her biber gazı taaruzundan sonra geri kaçışmalar oluyor ve her seferinde biri çıkıp “Dönmeyin, dönmeyin, 2 dakika sabretin geçecek etkisi!” diye bağırıyor, biz de “Bu daha başlangıç mücadeleye devam” diyerek slogan atıyorduk.

Koşuşturmadan yorulup bir ara sokağa daldık. Biber gazından etkilenmiş bir köpek ve kedi ile başlarında onlara yardım etmeye çalışan insanları görünce bu gazı icat edene de bu şekilde kullanılmasını isteyene de kullanana da okkalı bir
küfür savurdum. Yanımdaki insanlar her şeye rağmen mutluydu ve hiç tanımadığı, belki adını dahi bilmedi kişilerle gülüp eğlenip, paylaşımlarda bulunuyordu.

Yaralı kedi ve köpeğin tekrar ayaklandıklarını görünce daha bir morallendim ve o gazla çıktım tekrar ana caddeye. Sonradan adının Bahar olduğunu öğrendiğim bir kız “Çakmağın var mı” dedi. “Tabii” deyip yaktım sigarasını.

-Al ben de baretimi vereyim sana. Kapsül mapsül gelir korur seni. Var bende fazla. Bahar ben bu arada.
-Teşekkür ederim Bahar. Diren ben de.
-Aaaaa ne güzel isim. Tam bu olaylara yakışıyorsun.
-Öyle evet. Çıkabilir miyiz sence meydana?
-Valla bugün olmazsa yarın çıkarız. Olmadı sonraki gün. Uyandı artık millet.
-Umarım uyanmışlardır.

Derken inanılmaz bir gaz bombardımanı başladı. Ortalık karıştı. Kaçacak yer bile bırakmamışlardı. Hastanenin bahçesi bile gaz doluydu. Ortam sakinleşince kalabalığın tekrar yukarıya doğru akın ettiğini görünce tekrar yüzüm gülmeye başladı. Ancak son müdahaleden sonra ne Bahar’ı ne Ertuğrul’u ne de Afgan’ı bulabildim. Tek başıma kaldığımı düşünmüş ama hiç de tek başıma olmadığımı anlamıştım.

Hayatımın en güzel günlerinden biriydi 2 Haziran 2013. Eve döndüğümde saat 5’e geliyordu. Uyandırdığım için Paşa kızdı bana biraz. Sonra birlikte uyuduk.


-2 Haziran 2013’te olduğu gibi değil mi? Arkadaşının sigarasını yaktıktan sonra çakmağın bozulmuştu. Sonra benden istemiştin. Muhtemelen orada da ilk benden istedin.
-Aynen öyle olmuştu. Hiç unutmamışsın.
-…
-Seninle ayrılmak zorunda kaldığımız saldırıdan sonra çok ilginç bir şey oldu.
-Ne oldu?
-Ya sen de biliyorsundur biber gazından sonra canım acaip sigara çekiyor benim. Yine çekti haliyle. Sana baktım bulamadım çünkü sigaram da bitmişti.
-He benden sigara alacaktın yani(: Bu mu ilginç?
-Yok yahu. Bir tane çocuktan istedim, verdi, tanıştık, sevgili olduk ve evlendik! Düşünebiliyor musun Diren evlendik! Şimdi 1 yaşında bir çocuğum var.
-Allah analı babalı büyütsün
-Sağol

Bahar’la vedalaşıp asansör sırasına girdim. Kuyruk çok uzundu, asansörlerden biri bozulmuş.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here