Ana Sayfa Erkek Bekar erkekler Çok Duygusal Bir Gün

Çok Duygusal Bir Gün

PAYLAŞ

İçinde 1 lira olduğuna emin olmama rağmen, akbilimi bastığım o alet ‘göt oldun göt oldun’ güftesine uygun ‘dıdıdıt dıdıdıt’ sesiyle bozmuştu beni. Cebimden çıkardığım 1 lirayı özel halk otobüsü muavinine ‘öğrenci 1 lira di mi’ diyerek uzattım pasomu göstererek. Bir şey demeden aldı paramı. Boş bir yere oturdum ve müzik dinlemeye başladım. 1 saatlik yolculuktan sonra Taksim’deydim.

Meydandan eski staj yerimi ziyaret etmeye gidene kadar ‘son yılların en şiddetli yağmuru’ diye tabie edilen yağmur ömrümü skti. Kuru yerim kalmamıştı. Ama ne bu ıslaklığın ne de başka bir şeyin beni sonra bekleyen sürpriz kadar anlatmaya değer yanı yoktu. Ziyareti hallettikten sonra, arkadaşımla buluşmak üzere meydana döndüm. Önceki şiddetini kaybeden yağmur yağmaya devam ediyordu.

Boş olan akbilim aklıma geldi o sırada. Kuyrağa girdim. Önümde 4 kişi vardı. O sırada onu gördüm. 2 önümdeydi. Evet, gerçekten ‘o’ydu.

Kuyruktan çıktım. Onun akbilini doldurmasını bekledim. İşini halledince gözgöze geldik.

-Aaaa Diren. Çok değişmişsin.
-Ehehe Eee… Evveett. Şeyy.. Nasılsın?

1 yıldan fazla olmuştu ayrıldığımız. ‘Ulan işte hayatımın kadını lan bu’ diye düşündüğümdü aslında. Her şey de çok güzeldi. Klasik cicim aylarının allahını yaşamıştık. Hatta daha fazlasını…

Doğum günümde yanımda uyanmıştı. Ne de güzel uyuyordu. Birlikte kahvaltı yaptıktan sonra 1 hafta kalacağı memleketine uğurlamıştım onu.

Ben onun İstanbul’a gelişini sabırsızlıkla beklerken onda ters giden bir şey vardı. Uzaklaşıyordu benden. Anlam veremiyordum.

İstanbul’a döndüğünde onu terminaleden alıp evine getirdim. ‘Çok yorgunum, akşam görüşelim ama istersen kal burada’ diyerek kibarca kovdu beni evden. Lan ne oluyor diye düşünmeye başladım.

Öze gelelim en iyisi. Klasik bitiş işte. ‘Kendimle ilgili sorunlarım var Diren, bu sorunları senin de yaşamanı istemiyorum, ayrılmak en iyisi’ dedi. Bir şey diyemedim.

Sonra peşinden koştum epeyce. Ama sonuç yok tabi. 1-2 ay sonra da eski sevgilisiyle barıştığını duydum. Kendiyle ilgili sorunum dediği eski sevgilisiymiş demek..

-İyiyim. Akbilim bitmiş de… Sen nasılsın?
-Nolsun işte. İş güç falan. Koşuşturmaca. Bilirsin. Okulun nasıl?
-Amaan okul işte. Ne kadar ıslanmışsın
-İyi oldu serinledim ehehehe

Ulan kendimden utandım. O nasıl bi espri ve ne yavşakça gülmeydi. Sevgilisini sormam gerekiyordu bir şekilde ama nasıl yapacaktım. Küt diye olmazdı. Derken beklemediğim bir şey söyledi.

-Eee. Hayatında biri var mı?
-ŞŞeeyyy.. Yoo.. yook. Yani. Yok. Senin?
-Benim de…

Nasıl lan. Nasıl yok amk. Beni eski sevgilin için terk etmedin mi lan. Madem tekrar ayrılcaktınız neden bıraktın beni. O şokla ne diyeceğimi bilemedim. Zaten artık ona karşı pek bi duygumda kalmamıştı ama yine de eski sevgilimdi işte.

-Ya sktr et zaten kafa iyi böyle di mi? Ohh rahatlık işte.
-Evet evet öyle.
-Zamanın varsa bir kahve içelim mi?
-Olur tabi

O sırada buluşacağım arkadaşım aklıma geldi.

Menü-Mesajlar-Yeni Mesaj Yaz:

“knka benim çok başım ağrıyo, yğmuru fena yedim. Yrn buluşalım mı iyi olrsm. Ksura bkma. Kib. Öptm.”

Kahve iyi gelmişti soğukta. İçimiz ısınmıştı. Karşımda oturan her ne kadar beni terk edip eski sevgilisiyle birlikte olan biri de olsa, her ne kadar ona karşı duygularım yok denecek kadar az da olsa, onun yüzünden ızdırap çekmiş de olsam, yine de özlemiştim onu.

Her konudan konuştuk neredeyse. En çok da metrobüs zammını konuştuk. İkimiz hakkında ise tek kelime geçmedi. Sanki 5 yıldır görüşmediğim eski komşumdu. Skym metrobüsü ya.

Neyse…

Konuyu bize çekmeye çalışıyordum ama o ısrarla ‘Şu okul bitse de artık işim gücüm falan belli olsa’ gibi sıkıntılarından bahsediyordu. Olacak gibi değildi. En sonunda dayanamadım.

-Beni niye terk ettin lan göt.

Kısa bir sessizlik oldu. Tokat atabilir diye beklerken gülmeye başladı.

-Hala çok komiksin.
-Ne komiği lan. Gayet ciddiyim! Laf yaptın, yok sorun sende değil bende bilmemne.Sonra gittin eski sevgilinle barıştın amnakoyym. Oynadın resmen benle be!

Kafedeki herkes bize bakıyordu.

-İnsan utanır be! Bi özür diler en azından. ‘Yanlış yaptım ama duygularım böyle emretti’ der. Sen ne yaptın? Amnakodumun bozuk metrobüsünden bahsettin bana. Ne lan bu. Lanet olsun!

‘Lanet olsun’ derken oturduğumuz masayı da devirmeye çalıştım. Ama masa yere sabit olduğu için başaramadım. Dışarıdan bakanlar muhtemelen masanın yerini değiştirmeye çalışan bir kafe görevlisi sanmışlardır beni. Hani bir yere kalabalık gidince ‘masaları birleştirelim’ diyen çalışanlar vardır ya… Onların yaptığı gibi işte…

Artık gitme vaktiydi. Keşke böyle olmasaydı diye düşündüm. Ama artık dönüş yoktu. Bir bok yemiştik artık… ‘Hesabı da öde sen paran çok, gördüm akbil kuyruğunda’ dedim. Ben bu sinir patlamasını yaşarken öne eğdiği başını kaldırdı ve ‘hoşça kal’ dedi…

Götüm gibi bir gündü yani…

Yağmur yine başladı. Hakikaten de serinletmişti bu sefer. Espri falan değildi.

Yağmur altında biraz otobüsümü bekledikten sonra geldi 83 numaralı otobüsüm.

Akbilimi çıkardım. Akbilimi bastığım o alet ‘göt oldun göt oldun’ güftesine uygun ‘dıdıdıt dıdıdıt’ sesiyle bozdu beni…